
Bu raporun amacı, Yemeksepeti Teknoloji ve Online Hizmetler A.Ş. ile “esnaf kurye / bağımsız tacir / kullanıcı” sıfatıyla çalışan kuryeler arasındaki ilişkinin sözleşmede
tanımlanan şekli ile fiilî çalışma biçimi arasındaki farklılıkların ortaya konulması ve bu ilişkinin hukuki niteliğinin değerlendirilmesi için avukatlara kapsamlı bir ön bilgi sunulmasıdır.
Bu çalışma kesin bir hukuki görüş veya dava sonucu iddiası değildir. Amaç, fiilîçalışma koşullarının belgelenmesi ve iş hukukundaki bağımlılık kriterleri bakımından incelenmesi gereken hususların sistematik biçimde ortaya konulmasıdır.
Mevcut sözleşmede kurye açık biçimde bağımsız bir tacir olarak tanımlanmaktadır. Sözleşmenin başlangıç bölümünde;
Ancak aynı sözleşmenin devamındaki hükümler incelendiğinde Yemeksepeti’nin kurye üzerindeki organizasyon, denetim, yönlendirme, yaptırım ve erişim kontrolünün oldukça geniş olduğu görülmektedir.
Bu nedenle temel hukuki soru şudur:
Sözleşmede “bağımsız tacir” olarak tanımlanan kurye, fiilen kendi nam ve hesabına bağımsız bir ticari faaliyet mi yürütmektedir, yoksa Yemeksepeti’nin belirlediğiorganizasyon içerisinde,onunkurallarına,denetimineveyaptırımlarına tabişekildekişiselolarakhizmetmisunmaktadır?
Bu ayrım raporun temel konusudur.
Sözleşmenin 3.2 maddesinde kurye;
uygun şekilde hizmet vermekle yükümlü tutulmaktadır.
Bu düzenleme tek başına iş ilişkisini ispatlamaz. Ancak fiilî uygulamada bu kuralların kurye üzerinde sürekli ve bağlayıcı bir kontrol mekanizmasına dönüşüp dönüşmediğinin incelenmesi gerekir.
Kurye kendi ticari faaliyetinin yöntemini özgürce belirleyen bağımsız bir hizmet sağlayıcıysa, normalde hizmetin nasıl organize edileceği konusunda önemli ölçüde kendi karar alanının bulunması beklenir.
Burada ise;
sipariş → uygulama → kurye → Yemeksepeti’ninkuralları → performans sistemi → vardiyaerişimi→yaptırım→erişimengeli
şeklinde merkezi bir organizasyon bulunmaktadır.
Bu nedenle avukatlar açısından araştırılması gereken husus:
Yemeksepeti’nin“aracı platform”olarak kalıp kalmadığı, yoksa teslimat faaliyetinin yürütülmesini fiilen kendi organizasyon yapısı içerisinde yönetip yönetmediğidir.
Kuryeler uygulama içerisinde 1-6 arasında performans seviyelerine ayrılmaktadır.
Bu seviyelendirme;
gibi çeşitli parametrelerden etkilenmektedir.
Sistem sonucunda kurye haftalık olarak farklı çalışma slotlarına erişebilmektedir.
Yüksek seviyedeki kuryeler daha fazla ve daha avantajlı çalışma saati seçebilirken, düşük seviyedeki kuryelerin erişebildiği çalışma saatleri ciddi şekilde azalabilmektedir. Dolayısıyla sistem yalnızca bir “performans ölçümü” değildir.
Performans puanı ekonomik olarak çalışabilme kapasitesini doğrudan etkilemektedir.
Kurye düşük puan aldığında:
Daha az slot → daha az çalışma imkânı → daha az paket → daha az gelir. Bu nedenle avukatların özellikle şu soruyu incelemesi gerekir:
Bağımsız olduğu ileri sürülen bir tacirin, ekonomik faaliyetini sürdürebilmesinin şirket tarafından belirlenen algoritmik performans puanına bağlanması, bağımsız çalışma ilişkisiyle ne ölçüde bağdaşmaktadır?
Kuryeler fiilen aynı sistem içerisinde birbirleriyle performans bakımından sıralanmaktadır.
Bu sistemde kurye yalnızca müşteriye karşı hizmet sunmamaktadır. Aynı zamanda:
Bu durumun özellikle ekonomik bağımlılık ve iş organizasyonuna dahil olma açısından değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Kuryelerin ortak şekilde bildirdiği bir başka husus, performans metriklerinin zaman zaman kurye tarafından gerçekleştirilen herhangi bir eylem olmaksızın değişebilmesidir.
Örneğin otomatik paket kabul sistemi açık olmasına rağmen bazı siparişlerde sistem kuryeye paketi kabul etmesi gerektiğine ilişkin bildirim gönderebilmekte, paketi otomatik olarak reddetmekte ve bu durum performans metriklerine yansıyabilmektedir.
Kuryeler bu sorunları yetkililere bildirdiklerinde ise;
gibi gerekçeler ileri sürülebilmektedir.
Ancak sistemsel hatanın Yemeksepeti tarafından kabul edilmemesi veya düzeltilmemesi halinde kurye ekonomik sonuçlarına katlanmaktadır.
Burada önemli bir hukuki soru ortaya çıkmaktadır:
Kurye üzerindeki ekonomik sonuçları doğrudan belirleyen algoritmik sistemin çalışma mantığının şeffaf olmaması ve hatalı sonuçlara karşı etkili bir itiraz mekanizmasının bulunmaması hukuken nasıl değerlendirilmelidir?
Özellikle sözleşmenin kişisel veri bölümünde, kişinin verilerinin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi sonucunda aleyhine sonuç ortaya çıkması halinde itiraz hakkından da bahsedilmektedir.
Bu hüküm ayrıca incelenmeye değerdir.
Sözleşmede kurye, çalışma saatlerini “esnek şekilde seçebilen” bağımsız kişi olarak tanımlanmaktadır.
Ayrıca platform kullanım ücretinin karşılığında kuryeye: istediği zaman bağlanabilme ve gerçekleştirmek istediği siparişleri özgürce seçebilme olanağı sunulduğu belirtilmektedir.
Ancak fiilî sistemde durum farklı şekilde işlemektedir. Kuryeler haftalık olarak belirlenen slotları seçmektedir. Slot seçimi ise performans seviyesine bağlıdır.
Düşük seviyedeki kurye:
Bu nedenle avukatların özellikle şu karşılaştırmayı yapması gerekir:
“İstediğin zaman çalış.”
“Sistemin sana izin verdiği saatlerde çalış; aldığın slotu da başka kurye devralmazsa yerine getir.”
Bu fark, raporun en önemli başlıklarından biridir.
Kuryeler aldıkları slotu “takasa” koyabilmektedir.
Başka bir kurye slotu devralırsa ilk kuryenin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır. Ancak slot başka bir kurye tarafından alınmazsa kurye slotuna gitmek zorundadır. Gitmemesi “devamsızlık” olarak değerlendirilmektedir.
Ayrıca kısa süre içerisinde tekrarlanan devamsızlıklar hesabın süresiz olarak kapatılmasına kadar varabilmektedir.
Dolayısıyla sistem:
slot seçimi → slotun bağlayıcılığı → devamsızlık → performans düşüşü → çalışma imkânının azalması → hesap kapatma
şeklinde çalışan bir yaptırım mekanizması oluşturmaktadır.
Bu durumun bağımsız bir tacirin özgürce hizmet sunması ile bağdaşabilirliği ayrıca incelenmelidir.
Kurye ücretini kendi belirlememektedir.
Paket başına ücretler Yemeksepeti tarafından belirlenmektedir.
Sözleşmenin 4.3 maddesinde hizmet bedelini şirketin belirlediği ve şirketin bildirimde bulunarak ödeme şeklini ve güncel oranları değiştirme, artırma veya iptal etme hakkını saklı tuttuğu belirtilmektedir.
Daha da önemlisi, 4.7 maddesinde:
Fiyatlama sistemi ve ek ödemelerin içeriğinin şirket tarafından düzenlenebileceği ve mali hükümlerin şirketin tek taraflı inisiyatifiyle güncellenebileceği
belirtilmektedir.
Bu hüküm, fiilî uygulamayla birlikte değerlendirilmelidir.
Kuryenin:
Bu durumun bağımsız ticari faaliyet açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Kuryelerin anlatımına göre 2026 yılında paket başına ücretin ne olduğunun önceki dönemlere kıyasla açık ve anlaşılır biçimde bildirilmemesi, kilometre ve bonus sisteminin karmaşık algoritmalar üzerinden yürütülmesi ve yıl içerisinde fiilen paket başı gelirlerde düşüş yaşanması konusunda ciddi şikâyet bulunmaktadır.
Buna ek olarak daha önce sözleşmede yer alan günlük bonus uygulamasının sözleşme süresi sona ermeden kaldırıldığı belirtilmektedir.
Buradaki temel hukuki mesele:
Bir ticari ilişkinin ekonomik sonucunu belirleyen ücret mekanizmasının tek taraflı olarak değiştirilmesi ve hizmet sağlayıcının hangi iş karşılığında ne kadar gelir elde edeceğini önceden açık biçimde ön görememesi hukuken nasıl değerlendirilmelidir?
Bu noktada özellikle geçmiş dönem ve güncel paket ücretlerinin karşılaştırmalı kayıtlarının toplanması önemlidir.
Sistem üzerinde sipariş reddetme seçeneği bulunmasına rağmen, sipariş reddinin performans sistemi üzerinde ağır sonuçları olması nedeniyle kuryelerin büyük çoğunluğu otomatik kabul seçeneğini kullanmaktadır.
Dolayısıyla teorik olarak:
“Siparişi kabul etmek zorunda değilsin.”
denirken fiilen:
“Siparişi reddedersen performansın düşebilir ve çalışma hakkına erişimin azalabilir.” sonucu ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle avukatların özellikle ekonomik yaptırım yoluyla oluşturulan fiilî zorunluluk kavramını değerlendirmesi gerekir.
Kurye uygulamada siparişi kendisi iptal edememektedir. Örneğin:
kurye canlı destek/dispatcher sistemine başvurmakta ve durumu bildirmektedir. İptal kararını dispatcher vermektedir.
Dolayısıyla iptal kararının verilmesinde kurye belirleyici değildir.
Buna rağmen iptal işleminin ekonomik veya performans bakımından sonuçları kurye üzerinde doğabilmektedir.
Bu durum açıkça araştırılmalıdır:
Karar yetkisi şirkette bulunan bir işlemin sonuçlarının hizmet sağlayıcıya yüklenmesi hukuken geçerli kabul edilebilir mi?
Sözleşmenin 3.10 maddesi Yemeksepeti’ne kurye üzerindeki denetim konusunda oldukça geniş yetkiler vermektedir.
Şirket, uygun gördüğü zaman ve yöntemle kuryenin sözleşmeye ve mevzuata uyumunu denetleyebilmektedir. Ayrıca platform erişimini kaldırma, sınırlama veya devre dışı bırakma hakkını saklı tutmaktadır.
Daha da dikkat çekici olanı, şirketin bazı durumlarda önceden bildirim yapmaksızın erişimi sınırlayabileceğinin sözleşmede düzenlenmiş olmasıdır.
Fiilî uygulamada ise kuryelere;
gibi yaptırımlar uygulanabildiği belirtilmektedir.
Bu mekanizma ekonomik açıdan son derece ağırdır. Çünkü kurye platforma erişemediğinde:
siparişalamaz→hizmetsunamaz→gelireldeedemez.
Bu nedenle avukatların şu soruyu özellikle değerlendirmesi gerekir:
Bağımsız bir tacirin ticari faaliyetini sürdürebilmesi için gerekli platform erişiminin, karşı tarafça tek taraflı olarak kaldırılabilmesi, ilişkinin ekonomik ve hukuki niteliği açısından ne ifade etmektedir?
Burada özellikle bütün sistemin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Tek tek bakıldığında:
ticari ilişkinin şartları olarak savunulabilir.
Ancak bunların tamamı birlikte ele alındığında ortaya şu yapı çıkmaktadır:
Şirket kuralları belirliyor.
↓
Kurye bu kurallara göre çalışıyor.
↓
Şirket performansı ölçüyor.
↓
Performans çalışma imkânını belirliyor.
↓
Kurallara aykırılık yaptırım doğuruyor.
↓
Yaptırım platform erişiminin kısıtlanmasına kadar gidebiliyor.
Bu nedenle hukuki incelemenin yalnızca sözleşmedeki “işçi değildir” ibaresi üzerinden yapılmaması gerektiği kanaatindeyiz.
Kurye;
Bu husus ilk bakışta bağımsız çalışma lehine değerlendirilebilir.
Ancak sözleşmede şirketin kendi ekipmanlarını kurye üzerinden temin ettirdiği ve bu ekipmanların kullanımını ticari ilişkiye özgülediği de görülmektedir.
Örneğin şirket tarafından satılan veya temin edilen ekipmanın yalnızca Yemeksepeti ile ticari ilişki kapsamında kullanılması öngörülmektedir.
Ayrıca ekipmanların bakım, onarım ve diğer maliyetleri de kuryeye yüklenmektedir.
Özellikle Yemeksepeti logolu çanta, yelek ve benzeri ekipmanların zorunlu tutulması ve bunların şirketten ücret karşılığı alınması ayrıca incelenmelidir.
Sözleşmenin 3.3, 3.13 ve 3.14 maddelerinde kaza, motor arızası, ekipman hırsızlığı, üçüncü kişilerin uğradığı zararlar ve çeşitli mali sorumlulukların önemli bölümü kullanıcıya yüklenmiştir.
Bu durum, şirketin sözleşmesel olarak sorumluluğu mümkün olduğunca dışarıda bırakmaya çalıştığını göstermektedir.
Ancak avukatların incelemesi gereken temel mesele şudur:
Tarafların sözleşmede sorumluluğu kimin üzerine yazdığı ile emredici hukuk kuralları bakımından gerçek sorumluluğun kime ait olduğu aynı şey midir?
Özellikle ilişkinin ileride iş ilişkisi olarak nitelendirilmesi ihtimalinde bu hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.
Sözleşmede kullanıcıya platformu yalnızca kendisinin kullanacağı yönünde yükümlülük getirilmektedir.
Bu husus da ayrıca önemlidir.
Çünkü gerçek anlamda bağımsız bir ticari hizmet sağlayıcının bazı modellerde işi kendi organizasyonu içerisinde başkasına gördürebilmesi mümkündür.
Burada ise hizmet;
kişiye tanımlanmış hesap → kişiye tanımlanmış performans → kişiye tanımlanmış puan → kişiye tanımlanmışe rişim
üzerinden yürütülmektedir.
Bu durum, kişisel emek unsurunun ve şirket organizasyonuna kişisel bağlılığın incelenmesini gerektirmektedir.
Sözleşmenin 3.10 maddesi Yemeksepeti’ne kuryeyi denetleme yetkisi vermektedir. Ayrıca farklı maddelerde;
konularında çeşitli kurallar ve yönlendirmeler bulunmaktadır.
Bu nedenle ilişkinin sadece “sipariş ile müşteri arasında aracılık” şeklinde sınırlı olup olmadığı özellikle araştırılmalıdır.
Kurye kendi hizmetinin bedelini serbestçe belirlememektedir.
Şirket:
Sözleşmede açıkça şirketin belirlediği günlerde hizmet bedelinin belirlenmesi ve güncel oranların değiştirilebilmesi düzenlenmiştir.
Faturanın şirketin yönlendirdiği sistem üzerinden gönderilmemesi halinde faturanın işleme alınmayabileceği de belirtilmektedir.
Dolayısıyla faturanın kurye tarafından kesilmesi, tek başına ilişkinin bağımsız ticari ilişki olduğu sonucunu doğurmayabilir.
Burada önemli olan:
Faturayı kimin kestiğinden ziyade, faturanın temelini oluşturan hizmet bedelini kimin belirlediğidir.
Sözleşmenin 3.5 maddesi Yemeksepeti’ne sözleşmeyi ve eklerini tektaraflı bildirimle değiştirme imkânı tanımaktadır. Kullanıcı değişikliği kabul etmezse fesih hakkının
bulunduğu belirtilmektedir.
Bu mekanizma şu açıdan önemlidir:
Kurye değişiklik üzerinde pazarlık yapamamaktadır.
Pratik seçenek:
Değişikliği kabul et veya sözleşmeyi sona erdir.
Bu durumun genel işlem koşulları, sözleşme özgürlüğü, dürüstlük kuralı ve ilişkinin gerçek niteliği bakımından avukatlarca ayrıca incelenmesi gerekir.
Bu dosyanın merkezine tek bir soru koymak daha doğru olacaktır:
Çünkü bir ilişkinin adına:
“Esnaf kurye” “Bağımsız tacir” “Hizmet sağlayıcı” denilmesi tek başına yeterli değildir.
Avukatların özellikle fiilî çalışma ilişkisininniteliğini değerlendirmesi gerekir. Bu kapsamda şu unsurlar birlikte incelenmelidir:
VXI. ÖNEMLİ BİR TESPİT: SÖZLEŞMENİN KENDİ İÇİNDEKİ ÇELİŞKİLER
Sözleşme bir taraftan: “Kullanıcı bağımsız tacirdir” diyor.
Diğer taraftan aynı sözleşme:
Dolayısıyla sözleşmenin “bağımsız tacir” nitelendirmesi ile sözleşmenin diğer hükümlerinin fiilen oluşturduğu kontrol düzeyi arasındaki ilişki dosyanın en önemli hukuki inceleme konularından biridir.
Bu raporun dava açısından değer kazanması için yalnızca “kuryeler böyle söylüyor” seviyesinde kalmaması gerekir.
Özellikle aşağıdaki deliller toplanmalıdır:
Aynı veya benzer mesafelerde:
2025 paketi / 2026 paketi karşılaştırmaları yapılmalıdır.
Mümkünse yüzlerce işlemden oluşan anonim bir veri seti oluşturulmalıdır.
Aynı gün ve aynı sorunla karşılaşan farklı kuryelerin ekran görüntüleri toplanmalıdır. Örneğin:
“Otomatik kabul açık olmasına rağmen paket kabul bildirimi geldi ve metrik düştü” şeklindeki olayların aynı anda farklı kuryelerde yaşandığını göstermek çok daha güçlü olabilir.
Her olay için:
Özellikle:
Mevcut sözleşme incelendiğinde Yemeksepeti, kuryeleri açık biçimde “bağımsız tacir” olarak konumlandırmaktadır. Bununla birlikte sözleşmenin kendi hükümleri dahi şirketin kurye üzerinde oldukça geniş bir kural koyma, denetleme, yönlendirme, ücret belirleme,yaptırım uygulama ve platform erişimini kısıtlama yetkisine sahip olduğunu göstermektedir.
Kuryelerin sahada karşılaştığı fiilî uygulamalar, özellikle performans algoritması+slot sistemi + ekonomik yaptırım + erişim engeli + tek taraflı ücret değişiklikleri + kişisel çalışma zorunluluğu birlikte değerlendirildiğinde, ilişkinin yalnızca klasik anlamda bağımsız bir ticari hizmet ilişkisi olarak kabul edilip edilemeyeceği konusunda ciddi hukuki inceleme gerektiren bir tablo ortaya çıkarıyor.
Hukuken daha sağlam olan iddia şu:
“Sözleşmesel olarak bağımsız ticari ilişki şeklinde kurulmuş olan ilişkinin fiilî uygulanışında, işverenin yönetim ve denetim yetkisine benzer nitelikte yoğun bir organizasyonel, ekonomik ve algoritmik kontrol bulunduğu; bu nedenle ilişkinin hukuki niteliğinin yalnızca sözleşmedeki tanımlamaya göre değil, fiilî çalışma koşulları esas alınarak incelenmesi gerektiği.”